Özel Sözler

Albert Camus

(7 Kasım 1913 – 4 Ocak 1960), Fransız yazar ve filozoftur. Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınır; 1957'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanarak, Rudyard Kipling'den sonra bu ödülü kazanan en genç yazar olmuştur.

Albert Camus Sözleri

"Yabancı" saçmanın karşısındaki insanın çıplaklığını gösterir.
Adalet olmadan düzen olmaz.
Ağın ilmiklerine takılmış bir balık gibi çırpınıyorum.
Ahlaka dair ne biliyorsam bunu futbola borçluyum. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.
Alçalmak, yükselmekten çok daha kolaydır.
Aslında zeki bir insan, bunu siz de pek iyi bilirsiniz, haydut olup topluma sadece şiddetle hükmetmenin hayalini kurar. Bu da birtakım romanlarda okuduğumuz kadar kolay olmadığından, genellikle siyasete girilir, en zalim partiye koşulur. Aklımızı ayak altına alıyormuşuz, ne önemi var, değil mi? Böylece dünyaya hükmedebildikten sonra... İçimde zulümle ilgili tatlı hayaller buluyordum.
Aşılmaz bir duvarın önünde yaşamak, köpekçe yaşamaktır.
Aşk, akıllı aptal demeden tüm insanlara bulaşan bir hastalıktır.
Ateşten ve yiyecekten yoksun bir insan için özgürlük, hiç de acelesi olmayan bir lükstür.
Basın özgürlüğü belki de özgürlük düşüncesinin giderek aşağılanmasından en çok acı çekmiş özgürlüktür.
Başardığımız her iş bizi köleleştirir, çünkü daha iyisini yapmaya zorlar.
Başarı kolay elde edilir, zor olan başarıyı hak etmektir.
Bazılarının, sadece normal olmak için ne büyük çaba sarf ettiğini kimse fark etmiyor.
Ben dilimin sınırlarında nöbet beklerim.
Ben umutsuzluğu ve bu dertli dünyayı kabul etmeyerek, insanların birleşmesini ve kötü yazgılarına karşı savaşmalarını istiyordum.
Benim uğraşım, kitaplarımı yazmak, insanlarım ve halkım tehdit edildiğinde savaşmaktır. Hepsi bu.
Bilirsiniz ki; en zeki insanlar bile yanındakinden bir şişe fazla devirmekten şeref duyarlar.
Bir adam karısına arabasının kapısını açıyorsa emin olabilirsiniz; Ya arabası yenidir, ya da karısı.
Bir akşam, dalgın dalgın hoş bir kitabı karıştırırken, bir an bile duraksamadan: "Tutkulu ruhların çoğunda olduğu gibi, hayattaki inancının tükendiği an gelmişti." cümlesini okudum. Bir saniye sonra, cümle içimde bir kez daha yankılanıyordu ve gözyaşlarına boğulmuştum.
Bir insan söyledikleri kadar söylemedikleriyle de insanlaşır.