Özel Sözler

Yılmaz Güney

Gerçek adı Yılmaz Pütün. (1 Nisan 1937 - 9 Eylül 1984) Türk sinema oyuncusu, yönetmen, senarist ve yazar. Özellikle Çirkin Kral dönemi sonrasında çektiği ve önemli bir sinemacı olarak kabul edilmesini sağlayan Cannes ödüllü Yol, Sürü, Umutsuzlar gibi filmleriyle tanınır.

Yılmaz Güney Sözleri

Asıl hapishane insanın kafasında yarattığı hapishanedir. Hayatı sınırlayan hapishane odur ki, ilk fırsatta yıkılmalıdır. Dünyayı daha iyi kavrayabilmek için.
Ben bir kavga adamıyım. Sinemam da bir kavganın, halkımın kurtuluş kavgasının sinemasıdır.
Ben kimsenin canını yakmadım; onlar benim ateş olduğumu bile bile geldiler.
Bir köle olarak yaşamaktansa, özgürlük savaşçısı olarak ölmek daha iyidir.
Biz de bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.
Biz, önceden küçük şeylerle mutlu olan insanlardık. Sonra aklımıza sevda diye bir şey soktular, toparlanamadık.
Bizim parasızlıktan kesemediğimiz sakalımız serseriye moda olmuş.
Geride kalan tek şey yüreğim... Sahip bile çıkamıyorum artık ona! Baksana almış başını gitmiş sana...
Güzellik bir bütünün sonucudur. Bunun için kolay görülmez, kolay varılmaz, kolay anlaşılmaz.
Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili.
Hayatın iyi, uslu bir seyircisi olmaktansa hayatın içinde başarısız bir adam olmak bin kere daha iyidir. İyi bir boks seyircisi olmaktansa, kötü bir boksör olmayı göze almak daha iyidir.
Her şeye rağmen düşmana inat yaşayacağız. Yarın bizim çünkü. Biz öleceğiz ama çocuklarımız bırakacağımız mirası taşıyacaklar yüreklerinde. Ve onların yürekleri bizim altında ezildiğimiz korkuları taşımayacak...
İçimi yalayıp geçen hüzün geride mutlu düşler bırakıyor sevgili.
İnsanları taş duvarlar, demir parmaklıklar arasında terbiye etmeyi, onların düşüncelerini önlemeyi düşünen anlayış yıkılacaktır.
Kavgayı, bir yaprağın üzerine yazmak isterdim; sonbahar gelsin yaprak dökülsün diye.
Öfkeyi, bir bulutun üzerine yazmak isterdim; yağmur yağsın bulut yok olsun diye.
Nefreti, karların üzerine yazmak isterdim; güneş açsın karlar erisin diye.
Ve dostluğu ve sevgiyi, yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim; onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayı sarsın diye.
Onbinlerce, milyonlarca insan beni izler hedefim onların sevgisine layık olmak, farkında olmadıkları; şeyleri göstermek, onları uykularından uyandıracak filmler yaparak onları toplumsal mücadeleye katmak için çalışırım.
Pardösüsü olanlar kışı özlerdi. Ekmeği olanlar akşamı, uykusu olanlar geceyi beklerdi... Ölüm beni çağırıyor.
Sorunun esası şudur: Ya devrim yolunu seçeceğiz ya da bu düzenin baskılarına, haksızlıklarına boğun eğerek, şu ya da bu biçimde teslim olarak yaşamayı seçeceğiz. Bu çeşit bir seçiş, yok olmanın bir biçimidir.
Unutmak zaman ister demiştim, yanılmışım. Zaman değil yürek istiyormuş. O da sende kaldı.
Ülkemden ayrılışım, özgür olmak, yaşamak istediğimden ötürü değil,özgürlük ve demokrasi kavgasına daha etkin ve aktif bir biçimde katılabilmek içindir.